Tarafımdan Osmanlıca’dan günümüz Türkçesine aktarılan aşağıdaki metin, 1907 yılında İtalyan Ticaret Bankası tarafından kurulan Şark Ticaret Şirketi için bir İtalyan iktisatçısı tarafından hazırlanmış, Antalya ve çevresine ilişkin gizli bir raporun “Müstakbel Yollar” başlıklı bölümüdür. Rapor, Antalya’nın limanlarını, tarım ve orman zenginliklerini Anadolu’nun iç bölgelerine bağlayacak geniş bir demiryolu şebekesi tasarlamakta; bu hatların bölgenin ekonomik kaynaklarını İtalyan girişimlerinin etki alanına taşımasını öngörmektedir.
Raporun 1923 yılında Ayın Tarihi dergisinde yayımlanması sırasında derginin yaptığı takdim de ayrıca dikkat çekicidir. Dergi, eserin bir İtalyan iktisatçısı tarafından kaleme alındığını, “başından sonuna kadar bir İtalyalının kaleminden çıktığını” ve kendileri tarafından “bir not bile ilave edilmediğini” özellikle belirtmektedir. Aynı takdimde, Anadolu’daki yabancı ekonomik faaliyetlerin, yabancı devletlerin siyasî faaliyet ve amaçlarına paralel olarak geliştiği açıkça ifade edilmektedir.
Bu sebeple 1907 tarihli bu belgeyi yalnızca geçmişte tasarlanmış bir demiryolu projesi olarak görmek eksik kalır. Antalya ve çevresinin limanlarını, üretim havzalarını ve Anadolu’nun iç bölgelerini birbirine bağlayan bu ağ, aynı zamanda İtalya’nın bölgeye ilişkin ekonomik ve stratejik nüfuz tasavvurunu ortaya koymaktadır. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Antalya’nın İtalyan işgal alanı olarak gündeme gelmesiyle birlikte düşünüldüğünde, bu gizli raporun taşıdığı anlam daha da belirginleşmektedir. 13 Eylül 2026 / Bekir Turgut
MÜSTAKBEL YOLLAR
“Gelecekten bahsetmek daima güç ve basirete aykırı bir harekettir. Geçirmekte olduğu inkılap dönemi gibi bir zamanda, yapılabilecek ve yapılması düşünülen şeylerin ayrıntılı olarak tespit edilmesini imkânsız kılan birçok etken bulunmaktadır.
Gerçi yukarıdaki açıklamalarda son sistem tesisata sahip limanlar yapılması gereğinden başka; Antalya ile Burdur, Muğla ile Mekri (Fethiye) arasındaki, Istanoz (Korkuteli) ve Elmalı etrafındaki vadi ve ormanların, Alaiye’ye inen verimli ovaların, Aksu Vadisi ile yine Burdur Gölü’nden Tefenni’ye kadar uzanan gayet zengin vadilerin ürünlerini doğal ihracat merkezlerine ulaştıracak bir şimendifer (demiryolu) ağı yapılmazsa, söz konusu bölgenin görkemli geçmişini elde edemeyeceği açıktır.
Böyle bir şebekenin inşasının kolay bir durum olmadığını gördük. Tabiat, bunun geçişi önüne sarp Toros silsilesinden daha küçük olmayan engeller koymuştur. Bunların yanında yerlilerin ilgisizliğini, çalışkan girişimcilerin meydana getirdiği sonuçları birkaç sene içinde mahveden ataletten doğan engelleri de zikretmek gerekir. Nihayet İtalyan olmayan şirketlerin orada çalışarak, sözde ‘üç kişinin çıkarı’ diye adlandırıp zorunlu olan İtalyan girişimlerinin geleceğini tehdit eden bir durum ortaya çıkarmış olduklarını dikkate almak gerekir.
Bununla beraber Pamfilya, Lisiya ve Pisidiya bölgesinde bir demiryolu şebekesi kurulması, gelecekte gerçekleştirilmesi düşünülen girişimler arasındadır.
132 kilometre uzunluğunda bir demiryolu hattı yapılmasıyla Antalya ve Alaiye’yi birbirine bağlamak ve bu limanlar arasında bulunan bölgelerin zengin ziraat ve orman ürünlerini kolay ve ehven bir şekilde taşımak mümkündür. Yüz kilometrelik ikinci bir hat, Antalya’ya, Burdur’un kuzeyinde uzanan İngiliz şebekesinin bir miktar uzatılması ile elde edilebilir. Güzergâhın ortasından da yaklaşık 50 kilometrelik uzunluğa sahip diğer bir hattın uzatılması hâlinde Istanoz’a, biraz daha müşkilata katlanılarak Elmalı’ya kadar gitmek mümkündür. Nihayet Mekri’den 152 kilometrelik bir hat, İtalyan vapurlarının bu ikinci iskelesini, Dalaman Vadisi’ni geçerek İzmir–Eğridir İngiliz Demiryolu ile ilgisini yukarıda zikrettiğimiz Muğla kasabasına bağlayabilir.
Hattın, uzandığı bütün güzergâhta normal genişlikte yapılması imkânının mevcut olduğu ve dar hattın tercih edilmediği iddia olunamaz. Aynı şekilde demiryolu hattının mutlaka bugün yukarıda söylediğimiz merkezleri bağlayan yolcu ve yük arabası yahut hayvan yollarını takip etmesi gerektiği de söylenemez.
Fakat güzergâhı çizmek ve civarındaki vadilerin ürün veren ve zahmete değenlerini sınıflandırmak hususunu uzmanlarına terk etmekle beraber diyebiliriz ki, yukarıda tarif edildiği üzere bir demiryolu inşası, Antalya ve sonra Mekri limanı üzerinden, vaktiyle Anadolu hattı inşa edilmeden evvel akıp giden ticareti yine o limanlara nakletmek için kullanılacak araçların en iyisidir. Bahsedilen şebekenin başlangıçlarından daha içerlerde bulunan merkezlere olan mesafeler, bugün mevcut demiryollarındaki mesafelerden hayli kısa olacaktır.
Toplam demiryolu şebekesinin inşasına kadar ticari eşya ve yolcu nakliyatı için otomobiller kullanılması İtalyan şirketleri için fayda sağlayabilir.”

Yorumlar
Yorum Gönder