Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Maneviyat etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Peygamberimiz ve Güzel Ahlak (Cuma Hutbesi)

    Ey Fahr-i Kâinat Efendimiz! Veladetinin sene-i devriyesinde, “ Ne mutlu beni görmeden iman edenlere ” [1] diyerek müjdelediğin kardeşlerin olmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bizleri ümmetin olmakla şereflendiren Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve sena ediyoruz. Salât ü selâm, tahiyyât ü ikrâm, her türlü ihtirâm sana, âline ve ashabına olsun. Aziz Müminler! Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), Cenâb-ı Hakk’ın “ Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin ” [2] övgüsüne mazhar olan, ilahî mesajın nasıl hayat bulacağını gösteren bir kılavuzdur. Ve onun ahlakı, yaşadığı çağda kalan ya da uzaktan hayranlık duyulan bir örneklikten ibaret değildir. Efendimiz (s.a.s)’in rahmet mesajlarında bütün insanlık için hikmetler vardır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s) buyurdular ki: “ Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar. ” [3] Yine buyurdular ki: “ Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür… Yalandan sakının! Çünkü yala...

Vatan Sevgisi (Cuma Hutbesi)

Muhterem Müslümanlar! Millet olarak, Malazgirt Zaferi’nin 955, Büyük Taarruz’un 104’üncü yıl dönümünü idrak ediyoruz. Malazgirt’ten Büyük Taarruz’a uzanan şanlı tarihimiz, yüce milletimizin vatanına, istiklal ve istikbaline olan bağlılığının en büyük nişanelerindendir. Aziz vatanımız; Malazgirt Destanıyla bizlere yurt olmuş, İstanbul’un fethiyle Anadolu’daki hâkimiyetimiz perçinlenmiş, Büyük Taarruz’la da düşmanlara geçit verilmeyeceği tüm dünyaya ilan edilmiştir. Kıymetli Kardeşlerim! Bir insan için, en kıymetli varlıklardan biri de üzerinde özgürce yaşadığı vatan toprağıdır. Vatanı korumak öyle kutsaldır ki onun uğruna canını verenler, şehadetle ödüllendirilmiştir. Çünkü vatanımız varsa devletimiz vardır, kimliğimiz vardır, onurumuz vardır. Vatanımız varsa yuvamız vardır, işimiz vardır, aşımız vardır. Vatanımız varsa huzurumuz vardır, güvenliğimiz vardır, geleceğimiz vardır. Değerli Müslümanlar! Vatan sevgisi medeniyetimizde imandan bir parça olarak görülmüştür. Vatan sevgisinden mak...

Malazgirt Meydan Savaşı

Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşunu sağlayan, 1040 yılında yapılan Dandanakan Savaşı’ndan sonra Merv şehrinde toplanan büyük kurultayda Türk cihan hâkimiyeti mefkûresi doğrultusunda tesbit edilen fetih planları çerçevesinde Selçuklular bilhassa batı yönünde büyük fetih hareketlerine başladılar.  Anadolu’nun bir Türk yurdu haline getirilmesi uğruna yapılan bu mücadeleler sırasında Selçuklu kuvvetleri Sivas’a kadar ileri hareketlerine devam etmişler ve buradaki Bizans kaleleri ve müstahkem mevkilerini geniş çapta tahrip etmişlerdi.  Anadolu’daki Selçuklu istilâ ve fetih hareketlerinin hızla devam ettiği sıralarda Bizans’ta imparator olan IV. Romanos Diogenes (Romen Diyojen), gittikçe geniş bir sahaya yayılan Türk fetihlerini durdurmak maksadıyla çeşitli milletlerden meydana getirdiği bir orduyla Mart 1068’de Anadolu’da Selçuklu kuvvetlerine karşı harekâta başladı ve Maraş’a kadar gitti. Ancak kesin bir başarı kazanamadan geri döndü.  Yeniden başlayan Selçuklu akınlarına k...

Millî Düşünce Merkezi'nden “Öcalan’a Hürriyet” Mitinglerine Karşı Kamuoyuna Duyuru

Günümüz Türkiye’sinde, katiller sürüsü PKK’nın çete başının özgürlüğü için dört ilde miting yapılacak. Mitingleri, etnik ırkçı terör örgütünün TBMM’deki temsilcisi DEM Partisi ile Anayasa’ya aykırı kurulmuş olan Demokratik Bölgeler (!) Partisi düzenliyor. 27 Haziran’da Van ve Mersin’de, 28 Haziran’da da İstanbul ve Diyarbakır’da Öcalan canisine özgürlük isteyeceklermiş. Özgürlük istenenler yıllar boyunca millete ve devlete silah çeken, on binlerce asker, polis, güvenlik korucusu ve vatandaşımızı çocuk bebek demeden canice katleden teröristlerdir. Şimdiye kadar olanlar ve bu mitingler, terör ve terörizm karşısında teslim olmak demektir. Oysa uluslararası hukuk da terörizm karşısında bizim yanımızdadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde devlet ve milleti böyle küçük düşürecek etkinlikler yapılamaz. Bu tür etkinlikler adaleti ve hukuku hiçe saymak demektir. Ülkeyi yönetenlerin en ufak bir protesto mitinginde bile zorlayıcı, yasakçı ve kısıtlayıcı tedbirler aldığı ortadadır. Hak arayanlara karşı ç...

Her Yetim Bir Emanet (Cuma Hutbesi)

Muhterem Müslümanlar! Bir şehadet haberiyle kor düşmüştü Medine’ye. Allah Resûlü (s.a.s)’in, ‘Kardeşim!’ dediği amcasının oğlu Ca‘fer-i Tayyâr (r.a) şehit olmuş, ardında üç yetim bırakmıştı. Rahmet Elçisi (s.a.s), mateme bürünmüş yetimlerin evine vardı. Onları yanına çağırdı, bağrına bastı, onların ihtiyaçlarını giderdi. [1] Ve bir defasında Rahmet Elçisi (s.a.s), şehadet ile orta parmağını birleştirerek, “Yetime kol kanat geren kimse ile ben, cennette böyle yan yana olacağız” [2] buyurdu. Aziz Müminler! Gönül coğrafyamızın bir yanı ateşler içindeyken, öbür yanında bizler, zulmün devam ettiğini unutabiliyoruz. Ekranlar haber yapmayı kestiğinde zulmün de sona erdiği düşüncesine kapılabiliyoruz. Bizler; günlük telaşlarımızın ve dünya meşguliyetlerimizin arkasından koşarken, Gazze’de ve farklı coğrafyalarda insanlar varoluş mücadelesi vermeye devam ediyor. Yine her gün yüzlerce çocuk, zalimlerin bombaları altında ya can veriyor, ya da yetim ve öksüz kalıyor. Kıymetli Müslümanlar! İnsanl...

Kur'an-ı Kerim (Cuma Hutbesi)

Muhterem Müslümanlar! Yüce Rabbimizin kıyamete kadar gelecek bütün insanlara bahşettiği nimetlerden, engin şefkat ve merhametinin tecellilerinden biri de Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an-ı Kerim, hakkı batıldan ayırt eden ilahi kelamdır. O, asla sıradan bir söz değildir. [1] Kur’an-ı Kerim, sözlerin en güzeli ve en mukaddesidir. O, hidayet kaynağı, şifa membaıdır. Kur’an-ı Kerim, insanlığı; hak ve hakikate, iyilik ve adalete, huzur ve muhabbete sevk eden Rahmani bir muştudur. Ayet-i kerimede buyrulduğu üzere, “Bu Kur’an, en doğru olana iletir; dünya ve ahiret için yararlı işler yapan müminlere, büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” [2] Aziz Müminler! Kur’an-ı Kerim, rahmet peygamberi Allah Resûlü (s.a.s)’in en büyük mucizesidir. Onun tek bir harfi dahi değişmemiştir, asla değiştirilemeyecektir. Yüce Rabbimiz, “Şüphesiz Kur’an’ı biz indirdik. Onun koruyucusu da elbette biziz” [3] buyurarak, bu gerçeği beyan etmektedir. Kur’an-ı Kerim, insan ürünü değildir; Allah Teâlâ’nın kelamıdır. O, bir ...

Yaz Kur'ân Kursları (Cuma Hutbesi)

Muhterem Müslümanlar! Geçtiğimiz hafta itibarıyla çocuklarımız bir eğitim öğretim yılını daha tamamlayıp yaz dönemine girdiler. Evlatlarımızın iyi bir eğitim almaları toplumumuz ve geleceğimiz için önem arz etmektedir. Ancak bilmeliyiz ki; beden ve ruhun, dünya ve ahiretin birlikte imar ve ihya edilmesi gerekmektedir. Zira insanı gerçek anlamda değerli kılan; bilgisiyle birlikte imanını, başarısıyla birlikte ahlakını koruyabilmesidir. Resûl-i Ekrem (s.a.s), “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır” [1] nasihatiyle bu hususa dikkatlerimizi çekmektedir. Kıymetli Anne Babalar! Modern çağın getirdiği tüketim kültürü, dijital mecraların bilinçsiz kullanımı, zaman zaman kutsallarımızın mizah adı altında alaya alınması, çocuklarımızı günden güne değerlerimizden uzaklaştırmaktadır. Tertemiz dimağlar; batıl inançlar, sapkın akımlar, bağımlılık ve akran zorbalığının girdabında kaybolma riskiyle karşı karşıyadır. Etrafımızı çepeçevre saran bu tehditler...

Birlikte Rahmet Vardır (Cuma Hutbesi)

Muhterem Müslümanlar! Yüce Rabbimizin saygı duyulmasını emrettiği dört aydan [1] biri olan, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Hürmete layık” [2] olarak zikrettiği Muharrem ayının manevi iklimi içerisindeyiz. Resûl-i Ekrem (s.a.s), “Ramazan’dan sonra tutulan en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur” [3] buyurarak, bu mübarek ayın; ibadet ve taatle, hamd ve şükürle, tövbe ve istiğfarla değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmıştır. Aziz Müminler! Önümüzdeki perşembe Âşûrâ gününü idrak edeceğiz. Birçok peygamberin hayatında önemli gelişmelere sahne olan Âşûrâ günü; ne hazindir ki, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Cennet gençlerinin efendisi” [4] diyerek övdüğü, torunu Hz. Hüseyin Efendimiz ile çoğu Ehl-i Beyt’e mensup yetmişi aşkın Müslümanın Kerbelâ’da acımasızca şehit edildiği gündür. Kıymetli Müslümanlar! Kerbelâ, müminlere; birlik ve beraberlik içinde hareket etmeyi, ayrılık ve gayrılığa düşmemeyi hatırlatır. Hak ve hakikati ayakta tutmayı, adaletten ve ...

Hicri Yeni Yıla Girerken (Cuma Hutbesi)

Muhterem Müslümanlar! İslam’ın ilk yıllarında müminler, Mekkeli müşriklerin günden güne artan eza ve cefasına, işkence ve boykotuna maruz kalmışlardır. Müslümanlar, yaşadıkları bütün zorluklara rağmen imanlarından asla taviz vermemişlerdir. Nihayet Peygamber Efendimiz (s.a.s) ve ashâb-ı güzîn, Cenâb-ı Hakk’ın emriyle, Mekke’den Medine’ye hicret etmişlerdir. İşte bu yıl, daha sonra hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Aziz Müminler! Hicret, yalnızca bir yerden başka bir yere göç etmek değildir. Hicret, Allah ve Resûlünün rızasını her şeyden üstün tutma idealidir. Hakka yönelmenin ve hakikate sımsıkı bağlanmanın gayretidir. Nefsin gayr-ı meşru istek ve arzularından, şeytanın bitmek bilmeyen vesveselerinden uzaklaşıp salih ameller ve güzel ahlakla dolu bir ömür geçirme azmidir. Hicret, hata ve günahlardan tövbe edip Yüce Rabbimizin engin rahmet ve mağfiretine sığınma çabasıdır. Haramlardan helallere, kötülüklerden iyiliklere doğru adım atma kararlılığıdır. Peygamber Efendimi...

Duyarlılık / Hassas Olma (Cuma Hutbesi)

Muhterem Müslümanlar! Mutlu bir insan, huzurlu bir toplum için gerekli olan erdemlerden biri de duyarlılıktır. Duyarlılık, kendimiz için istediğimiz iyilikleri başkaları için de istemektir. Sorumluluklarımızı fark edip onları yerine getirmenin gayretinde olmaktır. Duyarlılık, insanların can ve malını, kendi can ve malımız gibi kıymetli; insanların izzet ve şerefini, kendi izzet ve şerefimiz gibi mukaddes bilmektir. Aziz Müminler! Ailemize, toplumumuza ve bütün insanlara karşı duyarlı olmak, Müslüman olmamızın bir gereğidir. Yüce Rabbimiz, “Ey iman edenler! Sorumluluklarınıza dikkat edin. Siz doğru gittiğiniz takdirde yanlış yola sapanlar size zarar veremez” [1] buyurmaktadır. Evet, nemelazımcı ve vurdumduymaz olmak Müslümana yakışmaz. O, sorumluluklarını bihakkın yerine getirmenin gayretinde olandır. Duyarlı bir Müslüman; anne babasına, eşine ve çocuklarına saygı gösteren, onlara hoşgörüyle muamele edendir. Toplumsal barışı sağlamak için kardeşlik ahlakını hayatının her alanına aktara...

Fetih Ruhu ve Vakıf Medeniyeti (Cuma Hutbesi)

Muhterem Müslümanlar! Aziz milletimiz, yüce dinimiz İslam ile müşerref olduktan sonra hak ve hakikati hâkim kılmak için mücadele etmiştir. Bu mukaddes amaç uğruna yılmadan ve usanmadan seferden sefere, zaferden zafere koşmuştur. Allah’ın inayetiyle nice gönülleri fethetmiş, nice beldelere barış ve huzur götürmüştür. Bunun için, gemileri dahi karadan yürütmüş ve sonunda Allah Resûlü (s.a.s)’in müjdesine [1] nail olup İstanbul’u fethetmiştir. Aziz Müminler! Dinimizin bizlere verdiği fetih ruhu, kuru bir cihangirlik davası değildir. Bu ruh; Kur’an-ı Kerim’in rahmet ve esenlik mesajlarını, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını bütün insanlığa ulaştırma çabasıdır. Bu ruh; Cenâb-ı Hakk’ın, “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir” [2] davetine icabet ederek, adalet ve iyiliğin dünyadaki yaşayan temsilcileri olma gayretidir. İlim ve hikmetle yükselen bir medeniyet oluşturma azmidir. Kıymetli Müslümanlar! Şanlı...

Söz Ahlakı ve Sosyal Medya (Cuma Hutbesi)

Muhterem Müslümanlar! Söz, insanın iç dünyasını dışarıya yansıtan aynasıdır. Güzel bir söz; yaralı kalpleri iyileştiren merhem, kurumuş gönülleri yeşerten can suyudur. Hoş bir kelam; ruhu ilmek ilmek işleyen zarif bir nakış, hataları incitmeden düzelten nazik bir hitaptır. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, “Gönül alıcı söz, sadakadır.” [1] Aziz Müminler! Sözün tesiri, sesin yüksekliğinde değil; samimiyetin derinliğinde, üslubun inceliğinde gizlidir. Evet, en yakınımıza dahi sesimizi duyuramıyorsak, akrabalarımızla ortak paydada buluşamıyorsak, komşularımıza ulaşmaya bir yol bulamıyorsak, bunun sebeplerinden biri de konuşma usulümüzdür. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), mümini şöyle tarif etmektedir: “Mümin; insanları karalayan, lânet eden, kaba ve kötü sözlü, hayâsız birisi değildir.” [2] Kıymetli Müslümanlar! Gönül kapıları, içeriden açılan kilide benzer; o kilidin yegâne anahtarı ise yumuşak bir sözdür. Kur’an-ı Kerim’de, “Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler; yo...

Toplumsal Sorumluluklarımız (Cuma Hutbesi)

Muhterem Müslümanlar! İslam, kişinin; Rabbine ve kendisine karşı görevleri yanında, ailesine ve içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluklarını da düzenleyen bir dindir. Allah Resûlü (s.a.s)’in hadislerinde yer alan şu ifade ne kadar da önemlidir: “Üzerinde kendinin hakkı vardır. Rabbinin hakkı vardır. Misafirinin hakkı vardır. Ailenin hakkı vardır. O halde her hak sahibine hakkını ver!” [1] Aziz Müminler! Eşlerin sevgi ve saygıyla birbirine bağlı kaldığı, büyüklere hürmetin eksik edilmediği, çocuklarla bereketlenen bir aile yuvası kurmak, onu korumak ve güçlendirmek insani ve toplumsal sorumluluğumuzdur. Zira kişinin; ruhsal, duygusal ve zihinsel olarak huzur bulduğu, inanç ve medeniyet değerleriyle buluştuğu ilk yer ailesidir. Erdemli bireylerin oluşturduğu faziletli bir toplum ve barış içinde bir dünya inşa etmenin yolu aileden geçmektedir. Yüce Rabbimiz, “Kendileri ile huzur bulasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ile merhamet koyması O’nun varlığının d...

İbadetler, Bizi Rabbimize Yakınlaştırır (Cuma Hutbesi)

﷽ قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ . وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ   عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ... اَللّٰهُمَّ مِنْكَ وَلَكَ عَنْ مُحَمَّدٍ وَأُمَّتِهِ . Muhterem Müslümanlar! İbadetlerimiz, bizi; Rabbimize yakınlaştıran, O’nun rızasına ulaştıran ve güzel ahlakla donatan kulluk vazifemizdir.  “De ki: Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm ancak âlemlerin Rabbi olan Allah içindir” [1]  ayet-i kerimesi bunun en açık ifadesidir. Namazımız, bizi günahlardan ve kötülüklerden alıkoyar. Kalbimize ferahlık, ruhumuza huzur verir. Zekâtımız ve sadakamız, malımıza ve ömrümüze bereket katar. Yardımlaşma ve dayanışma bilincinin bütün topluma yayılmasına vesile olur. Orucumuz; gönlümüzü, dünyevi hırs ve tutkuların esaretinden kurtarır. Ahlakımızı olgunlaştırır, bize şahsiyet kazandırır. Aziz Müminler! Haccımız ve umremiz, Allah’a teslimiyetimizin nişanesi olan ibadetlerimizdendir. Kur’an-ı Kerim’de,  “Haccı ve umreyi Alla...