Muhterem Müslümanlar! Aziz milletimiz, yüce dinimiz İslam ile müşerref olduktan sonra hak ve hakikati hâkim kılmak için mücadele etmiştir. Bu mukaddes amaç uğruna yılmadan ve usanmadan seferden sefere, zaferden zafere koşmuştur. Allah’ın inayetiyle nice gönülleri fethetmiş, nice beldelere barış ve huzur götürmüştür. Bunun için, gemileri dahi karadan yürütmüş ve sonunda Allah Resûlü (s.a.s)’in müjdesine [1] nail olup İstanbul’u fethetmiştir. Aziz Müminler! Dinimizin bizlere verdiği fetih ruhu, kuru bir cihangirlik davası değildir. Bu ruh; Kur’an-ı Kerim’in rahmet ve esenlik mesajlarını, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını bütün insanlığa ulaştırma çabasıdır. Bu ruh; Cenâb-ı Hakk’ın, “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir” [2] davetine icabet ederek, adalet ve iyiliğin dünyadaki yaşayan temsilcileri olma gayretidir. İlim ve hikmetle yükselen bir medeniyet oluşturma azmidir. Kıymetli Müslümanlar! Şanlı...