Ana içeriğe atla

Marmara Denizi’nin Altından Gizli Bir Uyarı: 23 Nisan 2025 Mw 6,3 Silivri–Kumburgaz Depremi

 


İstanbul Teknik Üniversitesinden (İTÜ) Prof. Dr. Tuncay Taymaz’ın (Maden Fakültesi, Jeofizik Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü) öncülüğünde, Maden Fakültesi, Jeofizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Doç. Dr. Tuna Eken, Prof. Dr. Seda Yolsal-Çevikbilen ile Araştırma Görevlileri Ceyhun Erman ve Berkan Özkan’dan oluşan araştırma ekibi, 23 Nisan 2025 Mw 6,3 Silivri–Kumburgaz depremi hakkında şimdiye kadarki ilk ve en ayrıntılı bilimsel incelemeyi sunuyor.

Gelişmiş modelleme teknikleri ve hassas artçı deprem analizlerinin bir araya getirildiği çalışma, İstanbul’un güneyinde yer alan ve Kuzey Anadolu Fayı’nın (KAF) önemli kollarından biri olan Ana Marmara Fayı’nın (MMF) yaklaşık 260 yıldır sessiz kalan tehlikeli bir bölümünde, bu orta büyüklükteki depremin önemli bir “uyanış sinyali” olabileceğini ortaya koyuyor.

Araştırma sonuçları sismolojinin köklü dergilerinden birisi olan Journal of Seismology dergisinde yayımlanırken çalışma sırasında İTÜ ekibine, Prof. Dr. T. Serkan Irmak (Kocaeli Üniversitesi, Jeofizik Mühendisliği), Dr. Buse Turunçtur (CSIRO, Avustralya), ve Dr. Öğr. Üyesi Metin Kahraman (Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Deprem Teknolojileri Enstitüsü) da gerçekleştirdikleri analizlerle katkıda bulundu.

23 Nisan depremi, Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Denizi altından geçen en kritik fay parçalarından biri olan Marmara Ana Fayı üzerinde meydana geldi. Bu parça, İstanbul’a yakınlığı, 1766’dan beri büyük bir deprem üretmemiş olması, yapısal olarak kilitli durumda bulunması ve bölgede büyük bir gerilim biriktirmesi nedeniyle uzun zamandır Türkiye’nin en tehlikeli sismik boşluklarından biri olarak görülüyor. Araştırma ekibi, depremin tam da bu kilitli bölge ile kısmen sürünen (yavaşça kayan) fay parçası arasındaki geçiş zonunda gerçekleştiğini belirledi. Dünya genelinde bu tür geçiş bölgeleri hem orta büyüklükteki depremlerin odaklandığı hem de büyük depremlerin tetiklendiği hassas noktalar olarak biliniyor.

Bilim insanları kesin tahminlerde bulunmaktan kaçınırken, çalışmanın sonuçları Marmara’da uzun süredir beklenen büyük deprem riskini bir kez daha güçlü biçimde hatırlatıyor. 2025 depremi, geçiş bölgesini kırarak stresi doğuya doğru aktarmış olabilir; bu da Kumburgaz fay parçasının zaten yüksek olan gerilimini daha da artırmış görünüyor. Önceki araştırmalarda bu fay parçasında önümüzdeki onlarca yıl içinde Mw 7 ve üzeri bir depremin gerçekleşme olasılığı %35 ila %70 arasında hesaplanmıştı. Yeni bulgular, 1999 İzmit depremiyle başlayan ve batıya doğru devam eden stres aktarım zincirinin bir parçası olarak 2025 depreminin de bu süreci ileriye taşıdığına işaret ediyor. Kısacası, 23 Nisan 2025 depreminin yalnızca bağımsız bir deprem değil, daha büyük bir jeodinamik sürecin parçası olduğu düşünülüyor.

Kaynak: İTÜ Haberler


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Peygamberimiz ve Güzel Ahlak (Cuma Hutbesi)

    Ey Fahr-i Kâinat Efendimiz! Veladetinin sene-i devriyesinde, “ Ne mutlu beni görmeden iman edenlere ” [1] diyerek müjdelediğin kardeşlerin olmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bizleri ümmetin olmakla şereflendiren Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve sena ediyoruz. Salât ü selâm, tahiyyât ü ikrâm, her türlü ihtirâm sana, âline ve ashabına olsun. Aziz Müminler! Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), Cenâb-ı Hakk’ın “ Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin ” [2] övgüsüne mazhar olan, ilahî mesajın nasıl hayat bulacağını gösteren bir kılavuzdur. Ve onun ahlakı, yaşadığı çağda kalan ya da uzaktan hayranlık duyulan bir örneklikten ibaret değildir. Efendimiz (s.a.s)’in rahmet mesajlarında bütün insanlık için hikmetler vardır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s) buyurdular ki: “ Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar. ” [3] Yine buyurdular ki: “ Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür… Yalandan sakının! Çünkü yala...

PDF Dosya Boyutunu Düşürmenin Pratik Yolu

PDF dosyaları, profesyonel, akademik ve kişisel ortamlarda bilgi paylaşımının standart formatlarından biri haline gelmiştir. İster bir proje raporu, teknik doküman, iş teklifi, taranmış sözleşme ya da sunum olsun, PDF formatı birçok alternatif dosya türünün sağlayamadığı tutarlılığı sunar. Bir belge, hangi cihaz veya işletim sistemi kullanılırsa kullanılsın aynı görünümünü korur ve bu da PDF’leri güvenilir bir iletişim aracı haline getirir. Ancak belgeler daha kapsamlı ve görsel açıdan daha zengin hale geldikçe dosya boyutları da büyümeye başlar. Yüksek çözünürlüklü görseller, gömülü grafikler, taranmış sayfalar ve detaylı tasarımlar dosya boyutunu hızla artırabilir. Başlangıçta kullanışlı görünen bir belge, zamanla saklanması, yüklenmesi, paylaşılması veya e-posta ile gönderilmesi zor bir dosyaya dönüşebilir. Bu nedenle PDF boyutunu yönetmek, birçok kullanıcı için dijital verimliliğin önemli bir parçası haline gelmiştir. Belge yönetimindeki en önemli gelişmelerden biri çevrimiçi PDF a...

Özbekistan Hava Kuvvetlerine 24 Çin J-10 CE Savaş Uçağı Aldı

Özbekistan, Çin üretimi J-10CE savaş uçaklarını envanterine kattığını devlet televizyonunda yayımlanan görüntülerle ilk kez doğruladı. Özbekistan'ın bağımsızlığının 35’inci yıl dönümü kapsamında yayımlanan görüntülerde, Özbekistan Hava Kuvvetleri’ne ait J-10CE savaş uçakları da yer aldı. Görüntülerde uçakların formasyon halinde uçtuğu ve bir hava üssüne iniş yaptığı görüldü. Uçaklardan birinin, kuyruğunda Özbekistan bayrağıyla fren paraşütünü açarak iniş yaptığı belirtildi. Özbekistan, Çin'in J-10CE savaş uçağını kullanan ikinci yabancı ülke olduğunu doğruladı . Bu durum, Pekin'in gelişmiş savaş uçağı ihracatında bir başka atılımı ve uzun süredir Rus savaş uçaklarının hakimiyetinde olan Orta Asya savunma pazarına potansiyel olarak önemli bir giriş anlamına geliyor. Daha önce çıkan haberlerde Özbekistan'ın 24 adet J-10CE siparişi verdiği öne sürülmüştü, ancak iki ülke de bu anlaşmayı doğrulamadı. Ancak, Özbekistan Cumhurbaşkanlığı Ofisi tarafından Cuma günü ülkenin 35...

Kırgızistan Cumhuriyeti 35'inci Bağımsızlık Yıldönümünü Kutluyor

Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla 31 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Kırgızistan'da halk, bugün egemen bir devlet olmanın coşkusunu yaşıyor. Türkistan coğrafyasında yaşayan en eski Türk kökenli topluluklardan olan Kırgız halkı, bugün 1991 yılında ilan edilen bağımsızlığın coşkusunu yaşıyor. Tarih sahnesine MÖ 3. asırda çıkan Kırgızlar, 16. ve 17. yüzyıllarda Kalmuk ve Moğollara karşı mücadele verdi. 18. yüzyılda Türkistan’da teşekkül eden hanlıklara tabi olan Kırgızlar, 1860 -1861 yıllarında ise Rus işgaline uğradı. Kırgızlar, 19. yüzyılın sonlarına doğru Çarlık rejiminin yönetimi altında yaşamaya başladı. Çarlık Rusyası öncelikle Kazak bozkırlarını ele geçirdi ve sonra Tanrı Dağlarına Sibirya tarafından girerek Türkistan’ı işgal etti. 1867 yılında Çarlık Rusyası Türkistan’ı önce bölgelere ve sonra da eyaletlere böldü. Çarlık Rusyası böldüğü topraklara Rusları yerleştirmiş ve bu topraklarda yeni bir Rusya yaratmayı amaçlıyordu. 31 Ağustos 1991’de olağanüstü top...

Bazı NATO Ülkeleri Yeni Nesil Çok Amaçlı Helikopter Arıyor

Altı NATO ülkesi için geliştirilen Yeni Nesil Döner Kanatlı (NGRC) Çok Amaçlı Helikopterin geliştirme süreci bir sonraki aşamaya geçiyor. NATO Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA), 31 Temmuz'da helikopter programının konsept tasarım aşaması için bir Teklif Çağrısı (RFP) yayınladı. Tekliflerin sunulması için son tarih Ağustos 2027'dir.