Hayrettin Barut - İşte Vefa

0

Yugoslavya'nın dağılmasından sonra Balkanlar karıştı. Sırplar Bosna Hersek ve Kosova'ya saldırdılar.


28 Şubat 1998'den 11 Haziran 1999'a kadar Kosova'da süren silahlı çatışmalar sürdü...


Sırplar toplu katliamlar yaptılar.Nato müdahale etmek mecburiyetinde kaldı. NATO'da Müslüman olmayan devletlerin pilotları bombalarını denize bırakıyorlardı. Müdahale sırası Türkiye'ye geldiğinde kahraman Türk pilotları gerekli müdshaleyi yaptılar. Bundan dolayı, Kosova halkı Türklere f-16 lakabına takmıştı.


Zaten,Kosova'da yaşayan Bir bölgenin %100'ü tamamen Türk. Bugün Kosova'da binlerce Türk yaşıyor. 1389 yılında Osmanlı tarafından fethedilen bölgede Türkler Prizren, Mamuşa, Priştine, Gilan, Doburçan, Yanova, İpek, Vıçıtırın, Mitroviça'da yaşıyor. Ayrıca Kosova Türkleri yoğun olarak Prizren'de yaşarken, Türk belediyesi olan Mamuşa'da nüfusun tamamı Türk.


Prizren ve Mamuşa da yaşayan Türklerin, konuştuğu Türkçe beni ziyadesiyle memnun ettiği gibi oldukça şaşırtmıştı!


İşte bu bölgede Türk milli takımı ile kosava millî takımı arasında dünya kupası play-off eleme maçı yapıldı.


Bu maçtan önce;

Priştine'de bir kafe, "Bugün rakibiz ama her zaman dostuz! Tüm Türk taraftarlara kahve ve çay ikramımızdır. 1999'da siz ödediniz, bugün hiçbir borcunuz yok!" yazısını camına asarak Türk taraftarlara çay ve kahvenin bedava olduğunu duyurdu.


Bu hikâye, sadece bir kafe duyurusu değil; hafızanın, minnetin ve insanlığın sessiz ama güçlü bir dili aslında.

Priştine’de bir cam yazısı…

Bugün rakibiz ama her zaman dostuz!

Bir yanda rekabetin sıcaklığı, diğer yanda geçmişin soğumayan hatırası.

1999’a yapılan gönderme ise açık: Kosova Savaşı sırasında yaşananlar ve o dönemde Türkiye’nin Kosova’ya verdiği destek.

Ama asıl mesele şu:

İnsan bazen borcunu para ile değil, hatırlayarak öder.

O kafe aslında şunu söylüyor:

“Biz unutmadık.”

Bu tür vefa örnekleri nadir ama çok değerlidir. Çünkü modern dünyada çoğu şey hızlı tüketiliyor—ama iyilik unutulmadığında anlam kazanıyor.

Kısa bir hicivle söyleyelim:

Bugün sosyal medyada “trend” olanlar yarın unutuluyor ama bir fincan kahveyle hatırlanan geçmiş…

O, nesiller boyu anlatılıyor.


Fıkra bu ya:


Meczup bir gün Priştine sokaklarında dolaşırken bir kafenin camındaki yazıyı okur.

Durur… Uzun uzun bakar… Sonra içeri girer.

Kafe sahibi gülümser:

— “Buyur, bugün sana çay bizden.”

Meczup kaşlarını çatar:

— “Neden?”

Kafe sahibi camı işaret eder:

— “1999’da siz ödediniz, bugün borcunuz yok.”

Meczup başını sallar, çayı alır, bir yudum içer…

Sonra cebinden birkaç bozukluk çıkarıp masaya bırakır.

Kafeci şaşırır:

— “Ama borcun yok ki!”

Meczup hafifçe gülümser:

— “Ben çayın parasını vermiyorum Unutkanlığın kefaretini ödüyorum.”

Kafede bir sessizlik olur.

Herkes birbirine bakar.

Meczup kalkarken son sözünü bırakır:

— “İyilik borç değildir… Lakin unutulursa, insan eksik kalır.”


Ya bizim unuttuklarımız...?


Duygulanmamak elde değil.! 


Türkü söyleyene, Türk'ü sevene binlerce selam binlerce dua... 


(Sosyal medya hesabından alındı.)

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Yorum Gönder (0)

#buttons=(Çerezleri kabul et) #days=(20)

Web sitemiz çerezler sunmaktadır. Kabul edin
Çerezleri kabul et