Emekli Memur Devletine Küstü

0

Emekli memur, yıllarca devlete hizmet etmiş, sabahın köründe daire yolunu tutmuş, mesai saatlerine sadık kalmış bir öömürdür. Siz deyin yirmi beş yıl, biz diyelim kırk beş yıl sosyal güvenlik primi ödemiştir. Şimdi o ömür, artık “rahat etme” vaktinde, başka bir mesaiyle karşı karşıya: Geçim mesaisi çok zor.


Maaş, çalışırken zaten mütevazıydı. Emeklilikte daha da eksilip yüzde 70-80 aralığına düşecekti. Kanun böyleyken 2023 yılında memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar "seyyanen" çalımıyla bu miktarı iyice aşağı çektiler. Enflasyonun her ay tırpanladığı bu gelirle kira, fatura, mutfak masrafı üçgeninde denge kurmak bir cambazlık ister. Eskiden “bir ev, bir araba” hedefi vardı; şimdi hedef, ay sonunu borçsuz kapatmak. Torun geldiğinde cebine harçlık koyabilmek, bayramda bir küçük hediye alabilmek, onun gözünde hâlâ “dimdik duran dede/nine” olabilmek için çoğu zaman kendi ihtiyaçlarından kısar.


Sağlık, ayrı bir cephedir. Yılların masa başında bıraktığı bel-boyun ağrıları, gözlük numarasının artması, tansiyon ve şeker gibi “emeklilik arkadaşları” düzenli ilaç, tetkik, randevu demektir. Hastane kuyruğunda geçen saatler, katkı payları, ilaç farkları; hepsi küçük küçük ama sürekli eksilten kalemler. 2026 yılında ilaç katkı payları da uzay boşluğunda hızla yükseliyor.


Sosyal hayat daralır. Çalışma yıllarının dost sohbetleri, çay molaları, yerini sessiz sabahlara bırakır. Lokalde bir çay, halk eğitimde bir kurs, bazen bir dernek toplantısı; bunlar hem nefes hem de aidiyet demektir. Yine de şehir pahalı, ulaşım pahalı; çoğu zaman evde kalmak en ucuz seçenektir. Oysa emekli memur hâlâ üretmek, danışılmak, işe yaramak ister. Bilgisi, tecrübesi, devlet terbiyesiyle öğrendiği sabır, aslında toplum için büyük bir sermayedir.


En çok da görünmezlik yorar. Yıllarca dosya taşıyan ellerin, mühür basan parmakların, “vatandaşa hizmet” için beklediği kuyrukların bir anda istatistiklerde bir rakama dönüşmesi… “Emekli memur” denilince akla gelenin yalnızca maaşı olması, insanı incitir. Oysa onun hikâyesi, sadece geçim değil, onur meselesidir. Asıl onur kırıcı olan "Almanya bizi kıskanıyor" diyen siyasetçilerin emekliyi kandırmasıdır. Almanya’nın emeklisi her yıl bir ay ülkesinin dışına tatile gidebilir. Bizim emekli memur, kurban bayramında doğduğu köye gidip babasının mezarını ziyaret etmeye kalksa borç gırtlağa çıkar.


Böyle gitmez...

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Yorum Gönder (0)

#buttons=(Çerezleri kabul et) #days=(20)

Web sitemiz çerezler sunmaktadır. Kabul edin
Çerezleri kabul et