Ana içeriğe atla

Tuğ ve Sancağın Tarihi

Sancak


Tuğ, sancak, liva ve bayrak gibi alametlerin ortaya çıkışı oldukça eskidir. Eski milletlerin hemen hepsinde ve özellikle savaşçı kavimlerde, çeşitli renk ve şekillerde bayraklar ve semboller bulunurdu.


Gerek tuğ olsun gerek sancak, bu işaretlerin konulup kullanılmasındaki amaç; ortak bir gaye etrafında toplanmış kalabalık insan topluluklarının tek bir alamet altında birleşerek hem manevî hem de maddî bakımdan aralarında birlik ve dayanışma sağlamalarıdır.

Tuğ

Çünkü bir sancak altında toplanan halk, o toplanmayı gerektiren hususta gönüllerini birleştirmek ve söz birliği etmek zorundadır. Bu sebeple sancak altında bulundukları müddetçe kendilerini adeta tek bir vücut gibi görürler ve birbirlerine baba ve kardeşten daha ileri bir sevgi beslerler.


Savaş esnasında askerin sancağı ayakta durduğu sürece, savunma ve hücum için övgüye değer bir cesaret ve hazırlık içinde oldukları, korku ve panikten uzak bulundukları anlaşılır.


Fakat sancak ele geçirilir veya ayaklar altına alınırsa, askerlik onuru kırılır ve birlik vahşet ve düzensizliğe kapıldığından, çoğu zaman bu durum bozgunun başlıca sebebi olur.


Elviyenin (bayrak ve sancakların) uzunluğu, büyüklüğü, süsü ve ihtişamı, onların altında toplananların da gönül kuvvetini artırır; düşmanların ise korku ve telaşa kapılmasına sebep olur.


Nasıl ki musikinin sesi insanlarda şevk ve cesareti harekete geçirirse, bayrakların dalgalanışı ve gösterişli biçimde sergilenmesi de gayret ve kahramanlık duygularını kuvvetlendirir.


Asr-ı Saadet’te musiki yoktu; fakat sancak vardı. Hicretin birinci yılında, başında Ebû Cehil bulunan ve üç yüz kişiden oluşan Şam’dan dönen Kureyş kervanına karşı, otuz muhacir görevlendirildi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), mübarek elleriyle bir mızrağın ucuna beyaz bir bez bağlayarak bir liva (bayrak) yaptı ve bunu Ashab-ı kiramdan Ebû Mersed’e teslim etti. Hazreti Hamza da bu seriyyeye kumandan tayin edilerek gönderildi.


İslâm’da ilk bağlanan bayrak bu beyaz livadır. Ganimet maksadıyla sevk edilen ilk seriyye de bu mübarek topluluktur. Hayber Gazvesi’ne kadar yapılan bütün seriyye ve gazalara bu saadet nişanesi liva gönderilirdi.


Hayber Gazvesi’nde ise büyük siyah bir bayrak daha bağlanarak buna “rayet” adı verildi. Lûgat âlimleri nezdinde “liva” ve “rayet” aynı anlamda kabul edilmekle beraber, zamanımızın kullanımına göre liva “bayrak”, rayet ise “sancak” diye tercüme olunur. Liva, ordu kumandanının bulunduğu yeri göstermek üzere taşınan alamettir.


Hulefâ devrinde bayrak ve sancakların çeşitleri arttı. Abbâsî halifeleri, Kerbelâ şehitleri için matem ve hüzün alameti olmak üzere siyah bayrak çektiler ve resmî olarak siyah elbise giydiler. Bu sebeple Abbâsîler “Müsevvide” (siyah giyenler) diye anılmıştır.


Alevîler Abbâsîlere karşı ayaklandıklarında, onlara muhalefet maksadıyla beyaz bayrak kullandıklarından “Mübeyyiza” (beyazlılar) diye meşhur oldular.


Abbâsîlerin siyah livası Me’mun zamanına kadar devam etti. Sonraları perişan görünümlü bir kisve gibi bir alamet askerlerin önünde taşınır ve buna “hâliş” denilirdi. Cengiz, Hülagû ve Timur ordularında olduğu gibi Eyyûbîler ve Selçuklular da bunu kullandılar. Ancak bu alametin üst kısmına bir sırık yerleştirip etrafına at kıllarını püskül gibi deste deste sararak süslediler.


İşte Osmanlı Devleti’nde “tuğ” denilen, ihtişam ve imti­yaz alameti olan işaret bunun devamıdır.


Yukarıda zikredilen Doğu devletlerinde, padişahların başı üzerinde taşınan büyük bir sancak daha bulunurdu ki buna “Asabe” veya “Satâfe” denirdi. Bu alameti padişahtan başkasının kullanması yasaktı.


Halifeler devrinde liva ve rayetlerin tepesine hilal şeklinde, parlak madenden yapılmış bir alem konur yahut ucu yuvarlak, ortası yarık ve içinde güneş motifi işlenmiş süslü bir levha takılırdı. Daha sonraki dönemlerde bazı emirler ve sultanlar, halifelerin nüfuzuna üstünlük kurduklarında, onların kullandıkları alametleri taklit etmekten kaçınarak kendi sancak ve bayraklarının tepelerine toplar ve felekeler yerleştirdiler. Büyük sancakları için altın yahut yaldızlı levhalar üzerine yazılar yazdırıp bunları siyah ve mine işlemelerle süslediler.


Osmanlı Devleti’nde başlangıçta kullanılan sancak, kırmızı ve yeşil yumuşak kumaştan (softan) yapılmıştı. Direğin tepesine de “alem” denilen, madenden yapılmış bir hilal yerleştirilirdi.


Fransa’nın ahlâk ve siyaset cemiyetinin umumî üyelerinden Mösyö Kofrovi’nin kaleme aldığı bir risalede, Osmanlı bayrağının tamamlayıcı unsuru olan hilal ve yıldızın Bizans İmparatorluğu’ndan alındığına dair bir iddia yer almaktadır.


Hâlbuki Bizans’a ait alametler arasında yıldız yoktu; gerçi hilal vardı. Ancak Osmanlılar hilali İstanbul’un fethinden önce de kullanıyorlardı. Sancaklarındaki alemi, ortası yarık bir şekle, yani boynuz benzeri bir surete çevirerek ve yeşil rengi terk ederek kırmızı bez üzerine uygulamışlardı. Daha sonra Bizans İmparatorluğu’nu mağlup ettiklerinde, hilalin onların da bir güç ve ihtişam alameti olduğunu fark etmişler; mağlup halkın gönlünü kazanmak için hilali muhafaza etmiş ve ortasına bir de yıldız ekleyerek Bizans alametiyle Osmanlı nişanını birbirinden ayırmışlardır.


Osmanlı Devleti’nde kullanılan tuğ da yukarıda tarif edilen şekildeydi. Bu tuğlardan; emirlere bir, Rumeli beylerbeylerine iki, vezirlere üç adet verilirdi. 


Padişahlara ise dokuz tuğ tahsis edilmişti. Bu usul, Sultan II. Mahmud devrine kadar devam etmiş; Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra bu alametler de terk edilmiştir.


Mecmua-ı Ebuzziya; Makale: Tarih-i Tuğ ve Sancak. Cilt 2. Sayı 17. İstanbul; 15 Cemaziyülevvel 1297 / 15 Haziran 1881. s. 523-527.

(Sosyal medya hesabından alındı.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Peygamberimiz ve Güzel Ahlak (Cuma Hutbesi)

    Ey Fahr-i Kâinat Efendimiz! Veladetinin sene-i devriyesinde, “ Ne mutlu beni görmeden iman edenlere ” [1] diyerek müjdelediğin kardeşlerin olmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bizleri ümmetin olmakla şereflendiren Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve sena ediyoruz. Salât ü selâm, tahiyyât ü ikrâm, her türlü ihtirâm sana, âline ve ashabına olsun. Aziz Müminler! Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), Cenâb-ı Hakk’ın “ Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin ” [2] övgüsüne mazhar olan, ilahî mesajın nasıl hayat bulacağını gösteren bir kılavuzdur. Ve onun ahlakı, yaşadığı çağda kalan ya da uzaktan hayranlık duyulan bir örneklikten ibaret değildir. Efendimiz (s.a.s)’in rahmet mesajlarında bütün insanlık için hikmetler vardır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s) buyurdular ki: “ Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar. ” [3] Yine buyurdular ki: “ Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür… Yalandan sakının! Çünkü yala...

PDF Dosya Boyutunu Düşürmenin Pratik Yolu

PDF dosyaları, profesyonel, akademik ve kişisel ortamlarda bilgi paylaşımının standart formatlarından biri haline gelmiştir. İster bir proje raporu, teknik doküman, iş teklifi, taranmış sözleşme ya da sunum olsun, PDF formatı birçok alternatif dosya türünün sağlayamadığı tutarlılığı sunar. Bir belge, hangi cihaz veya işletim sistemi kullanılırsa kullanılsın aynı görünümünü korur ve bu da PDF’leri güvenilir bir iletişim aracı haline getirir. Ancak belgeler daha kapsamlı ve görsel açıdan daha zengin hale geldikçe dosya boyutları da büyümeye başlar. Yüksek çözünürlüklü görseller, gömülü grafikler, taranmış sayfalar ve detaylı tasarımlar dosya boyutunu hızla artırabilir. Başlangıçta kullanışlı görünen bir belge, zamanla saklanması, yüklenmesi, paylaşılması veya e-posta ile gönderilmesi zor bir dosyaya dönüşebilir. Bu nedenle PDF boyutunu yönetmek, birçok kullanıcı için dijital verimliliğin önemli bir parçası haline gelmiştir. Belge yönetimindeki en önemli gelişmelerden biri çevrimiçi PDF a...

Özbekistan Hava Kuvvetlerine 24 Çin J-10 CE Savaş Uçağı Aldı

Özbekistan, Çin üretimi J-10CE savaş uçaklarını envanterine kattığını devlet televizyonunda yayımlanan görüntülerle ilk kez doğruladı. Özbekistan'ın bağımsızlığının 35’inci yıl dönümü kapsamında yayımlanan görüntülerde, Özbekistan Hava Kuvvetleri’ne ait J-10CE savaş uçakları da yer aldı. Görüntülerde uçakların formasyon halinde uçtuğu ve bir hava üssüne iniş yaptığı görüldü. Uçaklardan birinin, kuyruğunda Özbekistan bayrağıyla fren paraşütünü açarak iniş yaptığı belirtildi. Özbekistan, Çin'in J-10CE savaş uçağını kullanan ikinci yabancı ülke olduğunu doğruladı . Bu durum, Pekin'in gelişmiş savaş uçağı ihracatında bir başka atılımı ve uzun süredir Rus savaş uçaklarının hakimiyetinde olan Orta Asya savunma pazarına potansiyel olarak önemli bir giriş anlamına geliyor. Daha önce çıkan haberlerde Özbekistan'ın 24 adet J-10CE siparişi verdiği öne sürülmüştü, ancak iki ülke de bu anlaşmayı doğrulamadı. Ancak, Özbekistan Cumhurbaşkanlığı Ofisi tarafından Cuma günü ülkenin 35...

Kırgızistan Cumhuriyeti 35'inci Bağımsızlık Yıldönümünü Kutluyor

Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla 31 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Kırgızistan'da halk, bugün egemen bir devlet olmanın coşkusunu yaşıyor. Türkistan coğrafyasında yaşayan en eski Türk kökenli topluluklardan olan Kırgız halkı, bugün 1991 yılında ilan edilen bağımsızlığın coşkusunu yaşıyor. Tarih sahnesine MÖ 3. asırda çıkan Kırgızlar, 16. ve 17. yüzyıllarda Kalmuk ve Moğollara karşı mücadele verdi. 18. yüzyılda Türkistan’da teşekkül eden hanlıklara tabi olan Kırgızlar, 1860 -1861 yıllarında ise Rus işgaline uğradı. Kırgızlar, 19. yüzyılın sonlarına doğru Çarlık rejiminin yönetimi altında yaşamaya başladı. Çarlık Rusyası öncelikle Kazak bozkırlarını ele geçirdi ve sonra Tanrı Dağlarına Sibirya tarafından girerek Türkistan’ı işgal etti. 1867 yılında Çarlık Rusyası Türkistan’ı önce bölgelere ve sonra da eyaletlere böldü. Çarlık Rusyası böldüğü topraklara Rusları yerleştirmiş ve bu topraklarda yeni bir Rusya yaratmayı amaçlıyordu. 31 Ağustos 1991’de olağanüstü top...

Bazı NATO Ülkeleri Yeni Nesil Çok Amaçlı Helikopter Arıyor

Altı NATO ülkesi için geliştirilen Yeni Nesil Döner Kanatlı (NGRC) Çok Amaçlı Helikopterin geliştirme süreci bir sonraki aşamaya geçiyor. NATO Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA), 31 Temmuz'da helikopter programının konsept tasarım aşaması için bir Teklif Çağrısı (RFP) yayınladı. Tekliflerin sunulması için son tarih Ağustos 2027'dir.