Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşen C-130 tipi Türk askeri kargo uçağına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan Jandarma kriminal raporunda, uçağa yönelik herhangi bir dış müdahale veya patlayıcı izine rastlanmadığı bildirildi.
Kaza yerindeki delillerin toplanması, enkazın incelenmesi ve tanık ifadelerinin alınması için uluslararası prosedürlerin işletildiği soruşturmada, ikili anlaşmalar çerçevesinde Gürcistan ile tam bir işbirliği içinde hareket edilerek deliller toplanarak karartılmadan Türkiyekonuşmalarınişti.
Milli Savunma Bakanlığı, Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşen ve 20 askerin şehit olduğu C-130 tipi Türk askeri kargo uçağına ilişkin yeni veriler açıkladı:
“Uçuş veri kayıt cihazı kayıtları incelendiğinde; kaza anına kadar dijital veri kayıtlarında uçuş ekibinin konuşmalarında ve uçağın sistemlerinde her şeyin normal devam ettiği, bir aksaklık tespit edilmediği, olayın ani geliştiği, uçak kuyruk konisi bölgesinin uçak gövdesinden ayrılması nedeniyle FDR'a ait güç ve veri kablolarının kopması sonucu kaydın sonlandığı, dolayısıyla kayıt cihazında kazayı aydınlatacak ilave veriler bulunmadığı tespit edilmiştir.”
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısında yaptığı açıklamada, kazaya ilişkin Jandarma Kriminal Başkanlığı tarafından hazırlanan inceleme raporuna değindi. Toplantı, Mavi Vatan-2026 Tatbikatı kapsamında TCG Anadolu gemisinde gerçekleştirildi.
Açıklamaya göre, incelemelerde bazı malzemelerin “gevrek yorgunluk davranışı” sergilediği tespit edildi. Ayrıca karbondioksit gazı içeren bir tüpün yerinden çıkarak uçağın sol kuyruk kısmına çarptığı ve burada hasar oluşturduğu belirtildi. Bu hasarın da uçağın düşmesine neden olduğu değerlendirildi.
Söz konusu C-130 tipi askeri kargo uçağı, 1 Kasım 2025’te Gürcistan-Azerbaycan sınır hattında düşmüştü. Bakanlık, teknik inceleme sonuçlarının kazanın nedenine ilişkin önemli bulgular ortaya koyduğunu vurguladı.
Yapılan incelemelerde, uçağın motorları ve pervanelerinin kaza anına kadar normal şekilde çalıştığı belirlendi. Ayrıca pervane kopmasının gövdeye zarar verdiğine dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı ifade edildi.
Jandarma Kriminal Başkanlığı tarafından enkazdan alınan numuneler üzerinde yapılan analizlerde, uçağın içinde ya da dışında herhangi bir patlayıcı madde kalıntısı bulunmadığı açıklandı.
İncelemelerde malzemelerin kırılma yapısına ilişkin analizlerin sürdüğü belirtilirken, mevcut bulgulara göre kırılmaların klasik yorulma kaynaklı olmadığı, ancak çekme testlerinde malzemelerin “gevrek yorgunluk” davranışı gösterdiği tespit edildi.
Bakanlık, her iki kanadın üst kısmında bulunan dingilerden birinin yuvasından çıktığını ve karbondioksit gazı dolu tüple birlikte hareket ederek uçağın sol kuyruk-gövde kısmına çarptığını açıkladı. Bu çarpmanın, dikey ve yatay stabilizelerde yapısal hasara yol açmış olabileceği ve kazanın bu nedenle meydana gelmiş olabileceği değerlendirildi.
Basında çıkan "azot tüpüyle ilgili haberlerin" gerçeği yansıtmadığı belirtilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: "Aslında uçakta yangın söndürme mayisi bulunan ve uçak içinde sabitlenmiş 19 kilogramlık iki adet yangın tüpü olduğu, bunların uçak enkazında sağlam biçimde ve herhangi bir yere çarpma izi olmaksızın bulunduğu belirlenmiştir. Her iki kanadın üst kısmında bulunan dingilerden birinin yanıcı/patlayıcı olmayan karbondioksit gazı ile dolu tüpüyle beraber yuvasından çıkmıştır."
"Uçağın sol kuyruk-gövde kısmına temas etmiş, oradan da dinginin dikey stabilizeyi kavramış olabileceği, tüpün vurmasıyla gövdeye, dikey ve yatay stabilizeye yapısal hasar vermiş olabileceği, bunun da uçağın düşmesine yol açmış olabileceği değerlendirilmiş olup, bulgulara yönelik metalurjik ve teknik incelemeler laboratuvarlarda devam etmektedir. Halkımızın ve kamuoyunun resmi açıklamalar dışındaki provokatif söylemlere itibar etmemesi önemlidir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi ilgili süreçlerin tamamlanmasının ardından hazırlanacak nihai rapor, kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır."
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tarafından uçağımızın İsrail tarafından düşürüldüğünün iddia edilmesinin ardından açıklama yapıldı.
